|
||
| Bulgaristan’a ilk yerleşen Traklar, 1. yüzyılda Roma’nın, 5. yüzyılda ise, Bizans’ın egemenliğine girdiler. 6. yüzyılda İslâv kabilelerinin, 7. yüzyılda Türk-Moğol kökenli Bulgarların buraya yerleşip birleşmeleriyle ilk Bulgar devleti kurulmuş oldu. Başkenti Pliska olan bu devlet, I. Boris (852-890) döneminde Ortodoksluğu benimseyerek sınırlarını genişletti. II. Boris (969-972) döneminde Rus akınları devleti zayıflattı. Bunun üzerine, Bulgaristan, Bulgarokton (Bulgar cellâdı) adıyla bilinen Bizans İmparatoru II. Basilios zamanında, yeniden Bizans egemenliğine girdi (972-1018). 12. yüzyılda bağımsızlığına kavuşan Bulgar Krallığı, Balkanlar’da güçlü bir devlet hâline geldi. Bu durum, 14. yüzyılda Osmanlı egemenliğine değin sürdü. Bulgaristan, 1878 Berlin Antlaşması’yla Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı, içişlerinde bağımsız bir prenslik oluncaya kadar Türkler tarafından yönetildi. 1908 Meşrutiyet hareketi sırasında, Prens Ferdinand’ın krallığını ilan etmesiyle Bulgaristan, tam bağımsız bir devlet hâline geldi. 1912’de Balkan Savaşı’na katılan Bulgaristan, Ege kıyılarında bazı topraklar elde ettiyse de İtilâf Devletleri arasında katıldığı I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıktı ve 1919 Neuilly Antlaşması’yla bu toprakları kaybetti. II.Dünya Savaşı’nda, ağır ekonomik ve politik bunalımlar içinde kalan III. Boris (1918-1943) yönetimindeki Bulgar Hükûmeti, Nazi Almanyası ile ittifaka gitti (1941). Bulgar yöneticilerinin durumunu sağlam görmeyen Almanya, Bulgaristan’ı işgal edince, Sovyetler Birliği müdahale etti. “Vatan Cephesi”nin kurulmasıyla, krallık yıkıldı (1944), Halk Cumhuriyeti adıyla sosyalist bir düzen kuruldu (1946). 1947’de önce İngiltere ve ardından ABD, Bulgaristan’ı tanıdılar. Aynı yılın Aralık ayında yeni bir Anayasa’nın yürürlüğe girmesiyle Sovyet birlikleri Bulgaristan’ı terk etti. Stalin’in 1953’te ölümünden sonra Komünist Parti içinde yeni düzenlemelere gidildi. 1955 yılında Bulgaristan, Birleşmiş Milletler’e üye oldu. 60’lı yıllarda Sosyalist Blok ve Batı ülkeleriyle ilişkilerini yeniledi. Komünist Parti içindeki anlaşmazlıklar çözüldü. 1971 yılında yeni bir anayasa kabul edildi. Parti sekreteri Todor Jivkov, Devlet Konseyi başkanlığına getirildi. 80’li yılların ortalarından sonra merkezî sisteme sıkı sıkıya bağlılık politikası yumuşatılmaya başlandı. Bu yıllarda Bulgaristan’ın Türkiye ile ilişkilerinde, Bulgaristan’daki Türk azınlığa uygulanan baskılar ve İslâvlaştırma politikası nedeniyle bir gerginlik yaşandı. 1985 başında iyice yoğunlaşan baskılar, Türk adlarının İslâvlaştırılması, Türkçe eğitim ve dinî ibadetin yasaklanması gibi konular yüzünden Türkiye ve Batılı ülkeler, Bulgaristan’a tepki gösterdiler. 1986’nın Nisan ayında toplanan 13. Kongre’de ekonomik, kültürel ve toplumsal ilkelerin 2000 yılına kadar aynı çizgide sürdürüleceği konusunda karar birliğine varıldı. 1989 yılının ortalarına doğru Türk azınlığa yapılan baskılar doruk noktasına ulaştı ve Slavlaştırma politikasına direnen Türkler, zorunlu pasaport verilerek sınır dışı edildi. Bir kısmı Viyana ve Bükreş’e gönderilirken bir kısmı da İstanbul’a getirildi. Sınır dışı edilmeyen 800 Türk ise Belene Adası’na sürgüne gönderildi. Bunun üzerine Türkiye Başbakanı Turgut Özal, sınır dışı edilen Türklere, Türkiye sınırlarını açtığını bildirdi. 2 Haziran-20 Ağustos 1989 tarihleri arasında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçenlerin sayısının 303.000’e ulaşması üzerine Türk Dışişleri Bakanlığı, Bulgar uyruklu Türklerin Türkiye’ye girişi sırasında vize zorunluluğu getirildiğini açıkladı. Bulgaristan’dan Türkiye’ye göçen 500.000 kişi, Bulgaristan ekonomisinin büyük ölçüde sarsılmasına neden oldu. 1989’un Kasım ayında, Doğu Bloku’ndaki gelişmeler nedeniyle ülkede baş gösteren hoşnutsuzluk üzerine Devlet Başkanı ve Komünist Partisi Genel Sekreteri Todor Jivkov istifa etti ve yerine Petar Mladenov getirildi. Bulgaristan Parti Merkez Komitesi yaptığı toplantıda, ülkede yaşayan herkese isimlerini, dil ve dinlerini seçme özgürlüğünün verilmesini; 1990’ın ilk aylarında ülkede çok partili sisteme geçilmesini ve genel seçimlere gidilmesini kararlaştırdı. Ayrıca, bu seçimlerde Türkleri temsilen bir partinin yer alacağı açıklandı. İktidardaki komünistlerin birinci parti olduğu (211 milletvekili) Haziran 1990 seçimlerinde Türkler 21 milletvekili çıkardı. Devlet Başkanı Petar Mladenov’un istifası üzerine Jelio Jelev devlet başkanı oldu. Bulgaristan Parlamentosu Kasım 1990’da aldığı bir kararla resmî adını “Bulgaristan Cumhuriyeti” olarak değiştirdi. 1991’de yapılan seçimleri Demokratik Güçler Birliği kazandı. Ocak 1992’de Jelev, yeniden başkan seçildi. Aralık 1994’te yapılan erken genel seçimde en fazla sandalye kazanan eski komünistler (Bulgar Sosyalist Partisi) yeniden bir koalisyonla iktidara geldi. 2004 yılında NATO üyesi olan ülke, Avrupa Birliği ile 25 Nisan 2005’te üyelik antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşmaya göre Bulgaristan’ın 2007 yılında AB’ye tam üyeliği öngörülmektedir. |
||